ŞEYH RECEP VE ADAPAZARI OLAYI
M. Kemal Paşa Amasya'ya geldiği sırada Sivas'ta Şeyh Recep adında birisi 18 Ekim akşamı adamları ile Sivas Postanesi'ni basıp, silah tehdidi ile Salih Paşa'ya ve 19 Ekim'de de M. Kemal Paşa'ya birer telgraf çekti. Salih Paşa'ya bağlılık dile getirilirken, M. Kemal Paşa tehdit edilerek, halkın ancak Padişah'a bağlı olacağı belirtiliyordu. İstanbul'a çektiği telgraflarla da Padişah'a bağlılıkları belirtilerek Salih Paşa'nın Sivas'a gelmesi isteniyordu. M. Kemal Paşa bu olaya çok önem vererek suçluların tutuklanması için Sivas Valiliği'ne emir verdi. Suçlular tutuklandıysa da Vali bu olayı fazla önemsemedi. Oysa hareket İstanbul'da M. Kemal Paşa'nın otoritesinin sarsıldığı biçiminde yorumlanıyordu. Sonradan anlaşıldı ki, bu olayın arkasında İngiliz Muhipler Derneği ve Sait Molla vardı.
Ulusal Mücadele'ye karşı M. Kemal Paşa'yı geri getirmek, görevinden azletmek ve son olarak tutuklatmak gibi yollarda başarılı olamayan Padişah ve İngilizler, milliyetçilere karşı yeni bir yol olarak, iç ayaklanmalar yöntemine başvurdular. Yunanlılar Batı Anadolu'yu ele geçirmişlerdi. M. Kemal Paşa Anadolu'da bağımsızlık bayrağını açmış, ulusu örgütlüyordu. İtilaf Devletleri'nin ise M. Kemal üzerine gönderecek yeterli askeri yoktu. Çünkü kendi kamuoyları savaştan bıkmış ve Orta Doğu'da ülkelerinin yeni bir savaşa girmesini istemiyorlardı. Bu durumda İngilizler Padişah ve İstanbul Hükümeti aracılığı ile iç karışıklık yoluyla M. Kemal'in otoritesini ve doğmakta olan ulusal iradeyi daha başlangıçta yok etmek istiyorlardı. Bu amaçla Adapazarı yöresinde birkaç kişi paralı askerler tutarak "M. Kemal Paşa'nın Padişah olmasını kabul etmeyeceğiz" şeklinde bir sloganla Kuva-yı Milliye'ye karşı çıktılar. M. Kemal Paşa'nın İstanbul Hükümeti'ni uyarması ve İzmit'ten gönderilen ulusal birliklerle bu olay bastırıldı.
İstanbul'da Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigehban Cemiyeti ve İngiliz Muhipler Derneği bir birlik kurarlarken, Ali Kemal ve Sait Molla da Müslüman halkı Ulusal Mücadele'ye karşı kışkırtıyordu. Bütün bu kışkırtmaları yapanlar henüz yeterince örgütlü değildi. Fakat kısa bir süre sonra, planlı bir şekle dönüşen bu hareketler, Ulusal Mücadele'yi içten çökertebilecek kadar tehlikeli boyutlara ulaşarak iç ayaklanmalar haline geldiler. Bu konudan daha sonra ayrıca söz edileceği için şimdilik bu kısa açıklama ile yetineceğiz.
Hazırlayan:SABRİ DİNAR
Kaynak:Ergün AYBARS,Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, İzmir, 1986

|