GELİŞEN OLAYLAR
Sivaslı kadınlar Kongre sırasında etkilenmişlerdi. 18 Kasım 'da bir toplantı yaparak ülkenin düştüğü kötü durumu ve Türklere karşı yapılan haksızlıkları görüştüler. İtilaf Devletleri temsilcilerine çektikleri telgrafla da, Yunanlıların gösterdiği vahşet, Türk topraklarının haksız yere işgal edildiği ve Avrupa ile Amerika'nın bu haksızlıklara göz yumduğu belirtiliyor, kendilerinden adalet istendikten sonra da, Türk kadınının da erkeğinin yanında bağımsızlık din ve namus için savaşacakları belirtiliyordu. Aralık ayında "Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti"ni kuran Sivaslı kadınlar, İstanbul ve diğer şehirlerde de şubeler açtılar. Gazetelerde yazılar yayınlayarak çalışmalarını sürdürdüler.
Bu arada İstanbul Hükümeti Anadolu'ya "Nasihat Heyetleri" göndererek, halkı ve yöneticileri; hükümet politikası dışına çıkmamaya, silahlı mücadeleye girmemeye çağırıyordu.
Aynı tarihlerde Doğu Anadolu'da Ermeniler saldırılarda bulunuyorlardı. Güney Anadolu'da ise İngilizler ve Fransızlar Adana'yı işgal etmişlerdi. Antep, Urfa Ocak 1919'dan beri İngiliz işgali altındaydı.
Bu işgallerle birlikte buralara önemli Ermeni göçleri başladı ve bu sebeple buradaki Türklerin can, namus ve mal güvenlikleri kalmadı. Diğer yörelerin aksine, Mondros Ateşkesi'nden sonra burada "Müdafaa-i Hukuk" ve "Redd-i İlhak" gibi dernekler kurulmamıştır. Kilikyalılar Derneği ise varlık gösterememişti. Sivas Kongresi'ne ise bu yöreden hiç temsilci katılmamıştı. M. Kemal Paşa'nın askerlikten ayrıldığını ancak iki ay sonra öğrenebilen bu yörenin, ulusal örgütlenme çalışmalarının dışında kalması, yörenin her türlü ulaşım ve haberleşmenin dışında olması ve buraları işgal eden İngilizlerin işgalinin geçici olduğu inancı idi. Fakat İngiltere ile Fransa arasında 15 Eylü1 1919'da yapılan anlaşma ile Suriye ve Güney Anadolu, Fransız Mandasına verilince bu bölgeye Fransız yönetimi ve Fransızların yanı sıra Ermeniler yerleşmeye başladı. Bu yeni gelişme Temsil Heyeti'nin de dikkatini çekti. Bu tarihe kadar sorun yokken, bu yörede de yeni bir cephenin kurulması gerekiyordu. Oysa Temsil Heyeti'nin elinde düzenli yeterli askeri birlik yoktu. Temsil Heyeti yayınladığı bir bildiri ile bölgeyi üçe ayırdı. Ulusal birlik için birleşilmesini, alışverişin mutlaka Müslümanlar arasında yapılmasını, güvenlik kuvvetlerinin mümkün olduğunca Müslümanlardan oluşmasını ve yönetimin elde bulundurulmasını önlem olarak aldı. Buradaki Kuva-yı Milliye'nin örgütlenmesi için üç subay görevlendirildi ve bunlar bölgenin örgütlenmesi için çalıştılar. Hepsi birer kahramanlık destanı olan Antep, Maraş, Urfa savunmalarını ileride ayrıca ele alacağız.
Yine aynı tarihlerde İtilaf Devletleri Eskişehir-Ankara demiryolunun işletmesini engelliyor, Fransızlar, Bandırma-Soma demiryolunun kontrolu bahanesiyle Bandırma'ya asker çıkartıyor, işgal altında bulunan yerlerde yayınlanan bazı gazeteler Ulusal Kuvvetlere karşı yayın yapıyorlardı. Diğer yandan seçimler yapılıyor ve Meclis'in toplanması yaklaşıyordu.
Hazırlayan:SABRİ DİNAR
Kaynak:Ergün AYBARS,Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, İzmir, 1986

|